Donuk (frostbite) vakalarında ilk müdahale, hasarı en aza indirmek ve doku kurtarımı için kritik bir süreçtir. Bu müdahale iki temel aşamadan oluşur: hastane öncesi yönetim ve hastane ortamında uygulanan tedavi. Her iki aşamada da hedef, donmuş dokuların korunması, enfeksiyon riskinin yönetilmesi ve doku hasarının ilerlemesini engellemektir.
Hastane Öncesi Yönetim
Donukla karşılaşan bir hastanın tedavisi, sıcak bir ortamın sağlanmasıyla başlar. Hasta soğuk ortamdan hızla uzaklaştırılmalı, ıslak giysiler ve aksesuarlar çıkarılmalıdır. Islak giysiler ısı kaybını artırabileceği için mümkün olan en kısa sürede kurutulmalı veya değiştirilmeli, cilt yüzeyi kuru tutulmalıdır. Bunun yanında, donmuş bölgeyi hareket ettirmekten veya ek travmaya neden olabilecek manipülasyonlardan kaçınılmalıdır.
Donmuş bir ekstremitenin buzla ovalanması ya da doğrudan yüksek sıcaklıkta bir cihazla ısıtılması gibi yanlış müdahaleler ciddi sonuçlar doğurabilir. Ovalama, donmuş dokularda mekanik hasarı artırabilirken, yüksek sıcaklık uygulaması ise termal yanıklara yol açarak doku kaybını şiddetlendirebilir. Bilimsel çalışmalar, dokuların bu tür travmalar sonucunda reperfüzyon hasarına daha duyarlı hale geldiğini göstermektedir. Bu nedenle, donmuş dokuların yeniden ısıtılması sırasında nazik ve kontrollü bir yöntem kullanılmalıdır.
Yeniden ısıtma mümkün değilse, donmuş bölgeyi ısıtmadan koruma ve yeniden donma riskini önleme temel öncelik olmalıdır. Yeniden donma, doku hasarını geri döndürülemez şekilde artırabilir. Donmuş ayaklarda, yürüyüş gibi zorlayıcı aktivitelerden kaçınılmalı ve bölge sabitlenmelidir.
Hastane Ortamında Yönetim
Hastane ortamında tedavi, hastanın hayatını tehdit eden durumlarının öncelikle stabilize edilmesiyle başlar. Ciddi hipotermi, travma ya da kanama gibi durumlar hızla yönetilmelidir. Donuk dokuların tedavisine geçildiğinde, su banyosu (37-39°C) en etkili yeniden ısıtma yöntemi olarak önerilir. Bu sıcaklık aralığı, dokuların kontrollü ve eşit bir şekilde ısınmasını sağlar. Su banyosu sırasında whirlpool kullanımı sıcaklığın sabit tutulmasında faydalı olabilir. Yüz ve kulak gibi suya daldırılamayan bölgeler için ılık, nemli havlular tercih edilir. Yeniden ısıtma süreci genellikle 15 ila 30 dakika arasında sürer, ancak derin donuk vakalarında bu süre uzayabilir.
Yeniden ısıtma sırasında doku hissiyatının geri dönmesiyle birlikte şiddetli ağrı görülebilir. Bu durum, uygun analjeziklerle (genellikle opioidler) yönetilmelidir. Ayrıca, bu süreçte inflamasyonu kontrol altına almak amacıyla ibuprofen veya aspirin gibi nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar kullanılabilir. Ancak, bu ilaçlar kanama riski taşıyan hastalarda dikkatle değerlendirilmelidir.
Hastane ortamında tedavi sadece yeniden ısıtmayla sınırlı değildir. Donmuş dokuların ödem, dolaşım bozukluğu ve enfeksiyon gibi komplikasyonlara karşı dikkatle izlenmesi gerekir. Yeniden ısıtma sonrası dokularda gelişebilecek ödem, lokal basıncı artırarak kompartman sendromu riskini doğurabilir. Bu durum, acil cerrahi müdahale gerektirebileceğinden, ekstremitelerin dolaşım, renk ve nabız durumları düzenli olarak takip edilmelidir. Kompartman sendromu geliştiğinden şüphelenildiğinde, fasiyotomi gibi dekompresyon tedavileri gecikmeden uygulanmalıdır.
Komplikasyon ve Amputasyon Riski
Donuk sonrası tedavi sürecinde, özellikle derin doku hasarı olan vakalarda, ekstremitenin yaşamını tehdit eden komplikasyonlar nedeniyle amputasyon riski taşıdığı unutulmamalıdır. Nabız alınamayan ya da belirgin siyanozun olduğu ekstremitelerde, trombotik vasküler oklüzyon söz konusu olabilir. Bu durumda, doku kurtarımı için ilk 24 saat içinde trombolitik tedavi (örneğin alteplaz) düşünülmelidir. Bununla birlikte, bu tedavi yöntemleri ciddi kanama riski taşıdığından, hastanın genel durumu ve kontrendikasyonlar dikkatle değerlendirilmelidir.
Doku canlılığını değerlendirmek ve tedaviye yanıtı izlemek amacıyla technetium-99m sintigrafi veya MR anjiyografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bu yöntemler, doku nekrozunun yaygınlığını belirlemede ve cerrahi planlamada önemli bilgiler sağlar.
Sonuç
Donuk vakalarının yönetimi, multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir. Tedavi sürecinde ekstremitelerin durumunun sık sık değerlendirilmesi, ödemin ve dolaşım bozukluğunun izlenmesi büyük önem taşır. Bu süreçte, hastanın genel klinik durumu, yara bakımına yanıtı ve potansiyel komplikasyonlar dikkate alınarak tedavi planı dinamik bir şekilde uyarlanmalıdır.
Donuk tedavisinde doğru zamanda yapılan müdahaleler, hastanın doku kaybını önlemeye yönelik en önemli adımlardır. Ancak bu süreçte en küçük ihmal, geri döndürülemez sonuçlara yol açabileceği için tüm sağlık profesyonellerinin dikkatli ve bilinçli bir şekilde hareket etmesi gereklidir.
Uzm. Dr. Ömer Faruk İŞLEYEN